İSTANBUL İ
S
T
N
B
L
 
ANA SAYFA Yazarlar SAĞLIK | SPOR | İNSAN KAYNAKLARI |
ARŞİV
|
Galeri Oyun Video
Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

M A K A L E

Kudüste Mescid-i Aksâ Ağlarken, Müslümanlar Miraç'ı Nasıl Kutlar!

Mahzun ama Aziz bir şehir Kudüs!
Miraç denince ilk akla gelen, Kudüs-Mescid-i Aksâ-Namaz gelir. Kudüs tüm dinlerin ortak kenti olduğu gibi Müslümanlar için çok daha önemli olan bir şehirdir. Mescid-i Aksâ Müslümanların ilk kıblesi ve Miraç'ın birinci basamağı olan ve Hz. Peygamberimizin bütün Peygamberlerin ruhlarıyla buluştuğu ve onlara iki rekât namaz kıldırdığı bir Mâbeddir.
Namaz ise, Miraç’ta farz kılınan ve dinin direği olan ibadettir. Bu bakımdan, Kudüs-Mescid-i Aksâ-Namaz bu üç kelimede biri birine bağlılığıyla çok önem arz eder.
Yahudiler Kudüs’ e saldırırken, Hıristiyanlar etkisiz! Müslümanlar sessiz?
Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksâ’ya Ümmet sırtını mı döndü?
Bugün Mescid-i Aksâ' mahsun! Müslümanlar duyarsız, hal perişan…

Müslüman-ı Aksâ?!
BUGÜN,
uzun zamandan beri fanatik Yahudi İsraillilerce kuşatma altında tutulan Mescid-i Aksâ’ya bakın biz,
DÜN,
yıllarca nasıl sahip çıkmışız bir anektod:
Mescid-i AKSA'da 55 yıl nöbet tutan ADAM!
Mevki Kudüs Mekân Mescid-i Aksa, tarih 21 Mayıs 1972 Cuma. Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said Terzioğlu, İsrail Dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz
Kudüs Kapalı Çarşısı'nda rüzgâr gibi dolanan entarili kahvecilerin ellerindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüz mü, önünüze çıkan kapı sizi Mescid-i Aksa'nın önüne kavuşturur. Miraç mucizesinin soluklanıldığı ilk Kıble'mize yani hemen oracıkta, ilk avlu vardır ki, hâlâ bizim lâkabımızla anılır, ‘12 bin şamdanlı avlu’ derler oraya. Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüs'ü devleti âliye’ye katmıştır ki ortalık kararmıştır, yatsı namazını o avluda kılar, kendisi ve bütün ordu beraber şamdanları yakarlar, tam 12 bin şamdan! İşte O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mı, o mukaddes Mescid'in bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız.
O’nu o merdivenin başında gördüm. İki metreye yakın bir boy iskeletleşmiş vücudu üzerinde bir garip giysi Palto? Hayır, kaput, pardösü veya kaftan! Değil, öyle bir şey işte…
Başındaki kalpak mı, takke mi, fes mi? Hiçbirisi değil oraya dimdik, dikilmiş.
Yüzüne baktım da, ürktüm! Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi, yüzbinlerce çizgi, kırışık ve kavruk bir deri kalıntısı…
Yanımda, İsrail Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Yusuf var. Bizim eski vatandaşımız İstanbullu, "Kim bu adam?" dedim.
Lâkaydi ile omuz silkti "Bilmem" diye cevap verdi ve "Bir meczup işte. Ben bildim bileli, yıllardır burada dururmuş çakılı gibi! hâlâ duruyor ya, kimseye bir şey sormaz, kimseye bakmaz, kimseyi görmez!"…
Kan mı çekti nedir?
Nasıl, neden, niçin halâ bilmiyorum? Yanına vardım, Türkçe "Selâmün Aleyküm baba" dedim.
Torbalanmış göz kapaklarının ardında sütrelenmiş gibi jiletle çizilmişçesine donuk gözlerini araladı, yüzü gerildi! Bana, bizim o canım Anadolu Türkçemizle cevap verdi;
-Aleykümüsselam oğul.
Donakaldım! Ellerine sarıldım, öptüm öptüm…
-Kimsin sen, baba? Dedim.
Anlattı ki, bende size anlatacağım:
Ama evvelâ biliniz ki, O canım Devlet çökerken, biz Kudüs'ü 401 yıl 3 ay 6 günlük bir hâkimiyetten sonra bırakırız.
Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür. Tutmaya imkân yok! Ordu bozulmuş, çekiliyor, Devlet, zevalin kapısında İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde yağmalanmasın diye oraya bir artçı bölük bırakırız. Âdet odur ki, kenti zapt eden galip, asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.
Anlattı, dedim ya… Gerisini tamamlayayım.
-Ben, dedi, Kudüs'ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan ‘artçı bölüğü’nden… Sustu! Sonra, elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı:
-Ben, o gün buraya bırakılmış 20.Kolordu, 36.Tabur, 8.Bölük 11. Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan'ım.
Yarabbi Baktım, bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi…
Ellerine bir kere daha uzandım, gürler gibi mırıldandı:
-Sana, bir emanetim var oğul! Nice yıldır saklarım, emaneti yerine teslim eden mi? -Elbette, dedim, buyur hele.
Konuştu:
-Memlekete avdetinde yolun Tokat Sancağı'na düşerse, git, burayı bana emanet eden kumandanım Kolağası (Önyüzbaşı) Musa Efendi'yi bul, ellerinden benim için bus et (öp) ve Ona de ki,
sonra, kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi:
-O'na de ki, gönül komasın… Ona de ki, "11 Makineli Takım Komutanı, Iğdırlı Onbaşı Hasan, o günden bu yana, bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır kumandanım dedi" dersin.
Öleyazdım!...
Sonra yine dineldi, taş kesildi. Bir kez daha baktım kapalı gözleri ardından, dört bin yıllık Peygamber Ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi. Ufukları gözlüyordu, nöbetinin başında idi, tam 55 yıl kendisini unutuşumuzdaki nadanlığımıza rağmen devletine küsmemişti…
Merhum İlhan Bardakçı bu hatırasını TV'de anlattığında, zamanın Genelkurmay Başkanı onu arar ve bu aziz askeri bulmak için aracı olmasını iste.
Bardakçı sonra şunları yazar "Hasan Onbaşı bizdendi O halde unutulmak kaderi idi, Öyle de oldu zaten! Aramadık ki, bulalım… Bulunamazdı zaten O ki, göklere baş vermiş bir ulu selvi idi ve bizler ki, başımızı kaldırmış olsak bile, uzandığı feza ufkuna yetişemeyecek cılız otlara dönüşmüştük.. Biz, sadece unuturduk unuttuğumuz diğerleri gibi, O nöbet noktasındaki elmas manâyı da unutmuştuk!...
…
‘Aksâ’, ‘çok uzak’ anlamına geliyor ki, Müslümanlar Mescid- i Aksâ'dan uzaklaştı, Mescid-i Aksâ da Müslümanlardan uzak kaldı? küstü, darıldı!!!
Daha açıkçası KÜSTÜRDÜK, yaban ellere terk ettik.
Neredeyse ne gündemimizde yer alıyor ne de sohbet ve tartışma konumuzun arasına giriyor!!
Sadece yılda bir kez -günün önemine binaen- ismi zikrediliyor o kadar!
Sizce bu ne kadar yeterli?
Mescid-i Aksâ tutsak!O sızım sızım sızlarken, biz Müslümanlar Miraç’ı nasıl huzurla kutlarız?
!!!
Aslında Mescid-i Aksâ değil, Müslüman-ı Aksâ desek yeridir. Çünkü her ne kadar içinde hala namaz kılarak sahip çıkan Filistinli DİRENEN Mücahid kardeşlerimiz var ise de, Dünya Müslümanları etkisiz bir şekilde kılı kıpırdamıyor!
ÜMMET NİCEDİR?
Mescid-i Aksâ’nın altı oyuluyor, Müslümanlar seyrediyor!
İslam Örgütü, Arap Birliği… ne işe yarar, niçin sessiz kalır anlamak zor!
Mescid-i Aksâ tutsak!!! Müslümanlar gafletten ne zaman uyanacak? Mahsun Kudüs kim tarafından, nasıl kurtarılacak! Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar


Yazarın Diğer Makalelerineokumak için tıklayınız.
Bu site hiç bir şekilde ticari kazanç sağlamamaktadır.