İSTANBUL    
ANA SAYFA Yazarlar SAĞLIK | SPOR | İNSAN KAYNAKLARI |
ARŞİV
|
Galeri Oyun Video
Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

M A K A L E
            Medya ve Siyaset İlişkisi

            Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi, güzel şeyler yapmaya devam ediyor. Bunlardan biri de yoğun ilgi gören ‘Basın Dünyasından Yüzler Sesler’ programı. Her ay basın dünyamızın tecrübe ve birikim yönüyle öne çıkan isimlerinden birini ağırlıyor. Programın bu ayki konuğu Ak Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal idi. Basın İlan Kurumu Gen. Md. Yrd. Mustafa Canbey’in takdimiyle gerçekleştirdiği söyleşi “Medya ve Siyaset İlişkisi” konuşuldu. Mesleğimizi icabı biz de orada idik.
            Sultanahmet Kızlarağası Medresesi’nin beni etkileyen o deruni ambiyansında, program başlamadan önce, çay ikramı eşliğinde tanıdık dostlarla hasbihal ettik.
            Program, tam saatinde başlayıp hiç ara vermeden devam etti ve biz konuşmacıları soluk soluğa izledik. Zira Mustafa Canbey, konuğa net soruları, ara ara yerinde katkı sağlayan dokunuşlarıyla ve Aydın Ünal Beyin, devlet tecrübesi, gazetecilik serüveni ile medyadaki birikimleri anlatımı adeta sular gibi akıp gitti, zamanın nasıl geçtiğini anlamadık…
            Ön sıralarda oturan bendeniz, ilerleyen saatlerde dönüp baktığımda, arkamdaki tüm sandalyelerin dolu olduğunu gördüm, sonra da o izleyicilerin çoğunluğunun gençlerden oluştuğunu fark ederek mutlu kaldım…


          İki saate yakın süren “Medya ve Siyaset İlişkisi” programının son bölümünde bendenizde bir soru sordum: “15 Temmuz’da medyanın sorumlu davrandığını düşünüyor musunuz?” diye. Çünkü program boyunca hep medyanın gücün yanında olduğu ve darbeleri tetiklediği anlatılmıştı. Aydın Beyin, bu soruma uzunca yanıtının ardından Mustafa Beyin cevabı manidardı, “15 Temmuz’da, medya, milletin yanında yer alarak sağduyulu davranmıştır.” Ben de, “Evet, belki de Türk tarihinde ilk defa…” diye iç geçirerek, başımla bu sözü onayladım…

Bu programda aklımızda kalanlar şunlar idi:
* Demokrasi 4+1 erkler gücünden oluşur; Yasama, Yürütme, Yargı, Medya ve Sivil Toplum Kuruluşları. Medyanın, kamuoyunu bilgilendirme, aydınlatma ve denetim gücü vardır. Fakat medya bu asli görevinden çok, sermaye ve siyasetin rüzgârına kapıldığı görülmekte. Sermayenin ele geçirdiği, “Muhalif Medya” ve hükümetle iyi geçinen, “Yandaş Medya” olmak üzere ikiye ayrılmış durumda. Medya işleri patron ilişki ile yürür! Medya, demokrasinin 4. Kuvveti olmak yerine, siyasetin bir aktörü ya da siyasetin ortağı olmak ister! Çünkü medya ancak sermayenin gücü ile ayakta kalabilir duruma gelmiştir.
* Amerikan medyası, ana akım medyası, dış politikayla uyumlu hareket ediyor. Bizde bu ilişki iyi ilerlemedi. Türkiye demokrasisinde medya, hiçbir zaman 4.kuvvet olmadı!..
* Türk demokrasi hayatında “medya siyaset ilişkisi” hep sancılı geçmiştir. "Hilafetin kaldırılmasına medya karşı çıkar endişesiyle, Yunus Nadi’ye Cumhuriyet Gazetesi’nin kurdurulması, sonra bu gazetenin İsmet İnönü’ye ters düşmesi… Adnan Menderes döneminde çok sert medya muhalefetinin olması, 1970-80’lerde medyanın siyasete karşı hastalıklı olması ve günümüze kadar da medyanın hep arkasına sermayeyi alarak dış güçlerin borazanlığını yaptığı örnekleriyle mevcuttur."
* Yakın tarihimizde medyanın yaptığı bir kurgu medya-siyaset ilişkisine en iyi örnektir: “Adana’da MİT tırlarına yapılan baskınla, -yakalanan silahların DEAŞ terör örgütüne gidiyor- Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibini zor durumda bırakarak, Savaş suçundan yargılamak!...”
* 16 Nisanda devlet aklı ile siyaset aklı birleşmiştir.
* Darbelerde hep devlet medyası vardır!..
* Medyanın baş döndürücü hızında, her yeni gün yeni bir şey öğreniyoruz…
* Güçlü medya, sırtını siyasete dayayan medyadır (!) ne yazık ki…
* Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün dünya ülkelerindeki basın özgürlüklerine dair hazırladığı raporlar dikkat çekmektedir. Bu ve benzeri kasıtlı olarak kurulan örgütler, Dünya basın mensupları hakkında dönemsel ısmarlama raporlar hazırlayarak devletleri tehdit etmektedirler. Özellikle Türkiye’yi, dünya gözünde küçük düşürmek için hazırladıkları manipüle raporlarla hükümeti sıkıştırma yoluna gitmeyi amaçlamaktalar!..
* Yerli ve Milli medya şart! İçerideki ve dışarıdaki tehditlere karşı devletle uyumlu medya olmalıdır. Geçmişte Türk medyası, terörle mücadelede sorumlu davranmadı ve devletin yanında durmadı. Bazı önemli gazeteler, teröristlerle yanlı röportajlar yaparak, birinci sayfalarına koydukları görsellerle algı operasyonu yapmaktadırlar!..
* Önemli gazetelerin hiç biri, ilk sayfasına koyduğu görseller tesadüfi değil, bu imgesel mesajlarının mutlaka bir manası vardır!..
* Gazeteciliğe bir de İslami açıdan bakmak gerekirse, şu soruyu sormak gerekiyor; "Müslümanlar müspet istismar yapabilir mi?"
* Güçlü olduğunuz zaman sınırları siz belirlersiniz, güçsüzseniz sizin sınırlarınızı başkaları belirler! Medyada da durum bu…
Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

. Yazarın Diğer Makalelerineokumak için tıklayınız.
Bu site hiç bir şekilde ticari kazanç sağlamamaktadır.