İSTANBUL İ
S
T
N
B
L
 
ANA SAYFA Yazarlar SAĞLIK | SPOR | İNSAN KAYNAKLARI |
ARŞİV
|
Galeri Oyun Video
Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

M A K A L E

Kelam-ı Kibar

Hikmetli sözler vardır ki tıpkı evliyaullah insanlar olduğu gibi deruni.
Bizim ecdadımız hikmetli insanlardı. En çok bilinenler vardır; Mevlana, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ... gibi.
Bir de bilinmeyen, aslında bilinmek istemeyen o kadar hikmetli güzel insanlarımız vardır ki, bunlara bir çırpıda isimsiz kahramanlar deyivermişiz...

Ecdadın çoğu, hep ismine, şeceresine tevazudan önem vermeyerek saklı tutmuşlar, sözünü, icraatını, ilmini ön plana çıkarmışlar. Hatta kimi de 'Mahlas' kullanmış; Fatih Sultan Mehmet şair Avni yi kullandığı gibi...
Dolayısıyla,
Yıllar yılı söylene gelen büyük insanların büyük sözleriyle öğüt ala gelmişiz.
“Kelam-ı kibar” da, kibar-ı kelamest, büyüklerin sözü, sözlerin büyüğü demektir.
Kelam ve kibar Arapça kökenli kelimelerdir.
Kelam: Söz, konuşma, dil dir.
Kibar: Büyük, hatta en büyük demektir.
Bu iki kelime yan yana gelerek güzel bir özlü-sözlü cümleyi oluşturmuştur. 

Kelam-ı kibara örnek bir veciz söz, “Kıyamul hikmet-i bil kalem” dir.
Bazı Geçmişin izini  taşıyan kütüphane ve üniversitelerin giriş kapısının yaşmağına kazınmış bu güzel sözü belki de ilk defa duyuyorsunuz.

Arapça kökenli bu cümlenin daha anlaşılır hali: “Hikmet ancak kalemle ayakta durur” demektir.
Kıyam, ayakta durmak demektir. Ayakta dik durmaktan ziyade namaza durmaktır. Huzurullahta ibadete durmaktır.
Hikmet, faydalı ilim ve sâlih ameldir. Allah’ın rızasına haiz ilimdir.
Kalem, yazan nesnedir. Kalem’in asıl manası yazma işidir. Okunacak ilimdir. 
Kalem, Kuran’da  Kalem Suresi’nde yeryüzünde  ilk yaratılan nesne olarak  açıklanmıştır. 

Dolayısıyla,  “Hikmet ancak kalemle ayakta durur.” Özdeyişi bize, İlmin ancak kalem ile ayakta durabileceğini söylemektedir.

Hikmet, kıyam ve kalem kelimeleri çok çok derin manalar ifade eden sihirli kelimelerdir.
İlimsiz yapılan amel, faydalı da olsa hikmet olamayacağı gibi, amelsiz olan, tatbik edilmeyen ilim de ne kadar câzip görünürse görünsün hikmet ismini almaz.
Yapılan, üretilen ilimde mutlaka Allah rızasını aramak şarttır. İlim bir nevi ibadettir. O ilmi kullanmaksa ameldir. İnsanların faydalanacağı yararlı her şeydir.

İşte ecdadımıza ait Kelam-ı kibardan birkaç örnek:
*Susmak huyların efendisidir. (Hazret-i Muhammed )
*Ey insan kaf dağı kadar yüksekte olsanda, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma ... herşeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün. (Şems-i Tebrizi)
*Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. (Şems-i Tebrizi)
*Kapımıza değil ; Kalbimize vuran buyursun ! (Şems-i Tebrizi)
*Güzel yüz aynaya aşıktır. (Mevlana)
*Eşeği mektep müdürü yapan dershanelerin ahıra döndüğünden şikayet etmemelidir. (Cenap Şehabettin)
*Pirincinde siyah taştan korkma, beyaz taştan kork. (Arif Nihad Asya)
*Olgun meyvalarda bir hüzün vardır. (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
*Bilgiyle dirilenler ölmez. Hz. Ali (r.a.)
*Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. (Konfüçyüs)

Nacizane bir kaç kelamı kibar da bizden;
*Bir milletin islahı bir neslin kıyımıyla değil, eğitimi ile mümkündür! (Mballı)
*Bütün kentler ölümlüdür İstanbul hariç. (Mballı)
*Nihayet her gün biri düşecek; kimi ham kimi olgunlaşarak. (Mballı)
Dolayısıylaş
İlk yaratılan şey olan kalem, kıyamete kadar yazacak olması çok manidardır.

Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

Yazarın Diğer Makalelerineokumak için tıklayınız.
Bu site hiç bir şekilde ticari kazanç sağlamamaktadır.