İSTANBUL İ
S
T
N
B
L
 
ANA SAYFA Yazarlar SAĞLIK | SPOR | İNSAN KAYNAKLARI |
ARŞİV
|
Galeri Oyun Video
Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

M A K A L E

İnternet Çocuklarınızın Geleceğini Bakın Nasıl Karartıyor!

Günümüzün harika eğlencesi ya da başımızın belası internet ile ilgili yaşanmış bir olayın röportajıyla başlamak istiyorum makaleme:

Trabzonlu Mustafa Uzun internet yüzünden isyan etti. 81 yaşındaki Mustafa Uzun, oğlunun internette kumar oynadığını, kız torunlarının internet yüzünden kocaya kaçtıklarını söyledi. Mustafa Uzun, “Oğlum alma bu interneti kızlar gidecek dedim, kızlar hep gitti. Antalya’da nerede buldu da gitti” diyerek isyanını dile getirdi.
Mustafa Uzun 29 gün yürüyerek askere gittiğini söyleyip, “Ben torunlarımı bulamıyorum. Nerede oldukları belli değil.” dedi.
Sokakta tanıtım yapan gençlere takılan Mustafa Uzun, "Burada oturmuşsunuz bilgisayar bilmem ne… Kızları kaçırdınız şimdi sıra karılara geldi oğlum bırakın bu işleri. S…. Bilgisayarınızı...” diyerek olay yerinden uzaklaştı.



Diyelim ki facebook ya da benzeri bir paylaşım sitesine dayınızı eklediniz. Yandınız. Dayınız başınıza bakın nasıl bir bela getirebilir? Ya da öğretmeni çocuğa ödev verdi. İnternetten ararsa hayatı kararabilir...

İnsanlık tarihinin en büyük buluşlarından internetin yararlarını saymakla bitiremeyiz, gel görki bir okadarda zararları vardır. Zarar derken saatlerce kaldığınız ekranın radyasyonundan, gözlerinizin ve omurganızın  bozulmasından, beyninizin yorulmasından yada boşu boşuna harcadığınız zaman ve elektrik faturasından bahsetmeyeceğim.  Çok daha vahim olan internetteki gezinti (sörf) den bahsedeceğim.
Düzensiz ve bilinçsiz kullandığımız internet kaynaklı nedenlerle hayatı kararan insanlara dair örneklerini anlatacağım. 

İnternet istatistiği 2010 yılı başı itibariyle şu şekildedir:

Günlük gönderilen elektronik posta sayısı 251 milyar,
İnternette yayın yapan web sitesi sayısı 355 milyon,
Dünyada internete giren kişi sayısı 1.9 milyar,
Facebook'a yüklenen fotoğraf sayısı 32 milyar
1 yılda gönderilen mail sayısı ise 98 trilyon
Youtube kurulduğu dönemde kayıtlı video sayısı 3 milyondu Şimdi 100 milyonu astı

İnternet, başkalarıyla paylaşmak istemediğimiz kişisel bilgilerimizin, özel yazışmalarımızın ve mahrem fotoğraflarımızın kontrol edilmesi riskinin yanında, oluşturduğu bağımlılık, insan sağlığını tehdit eden yeni hastalık türlerine yol açması ve internet üzerinden işlenen suçlara, farkına varılmadan hedef haline gelinmesi gibi nedenlerle çok farklı sorunları da beraberinde getirmektedir.

Şimdide İnternetin yol açtığı yıkımlara bakalım:

-Sadece bilgisayar kullanımına bağlı daha önce olmayan 7 bin 400 civarında yeni hastalık türü oluşmuştur.
-30 bin kişinin dolandırıldığı “Saadet zinciri Titan” benzeri uluslararası bir yapılanma internetten yayılıyor. Hong Kong merkezli QuestNet, kısa sürede zengin olmayı vaat ediyor. İstanbul’da ofis evleri kuran şirkete 1750 dolar ödeyerek üye olanlara, kazandırdığı her yeni üye için para verileceği söyleniyor. Polis organizasyonu takip ettiklerini belirtti
- Sanal banka mağdur sayısının 2006 yılında 4 bin, 2007'de 2 bin 200 kişi , 2008 yılında 2 bin 724 olayda, 2009 henüz açıklanmadı.
- 1998 yılında bilişim suçu ihbarı yalnızca 3 iken, 2009 yılında bu sayı 2 binin üzerine çıktı.
Yapılan araştırmaya göre,
Öğretmenlerinin verdiği  ödev için internet kullanan  7-14 yaş arasındaki  çocukların sanal dünyada aradığı anahtar sözcükler arasında ilk üç sırayı Google , YouTube ve Facebook alırken,
ardından ''sex'' ve ''porno'' kelimeleri geldiği ortaya çıkmıştır..

Çocukların yüzde 80'i porno ile ilk defa ödev yaparken karşılaşıyor.
Çocuk girmek istemese bile, linkler çocukları o kadar farklı yerlere getiriyor ki... Zararlı sitelere girilmesini engellemek için o kadar filtre programları geliştirilmesine rağmen, kesin bir çözüm bulunamadı.
Bütün bilim dünyasının mutabık kaldığı, tek kalıcı önleyici çare, 'çocuğunuz bilgisayarının monitörü kapıya doğru dönük olsun, çocuğunuzun odasının kapısı da açık olsun'.
Bunun dışında hiçbir formül bulunamadı. Bu çözüm ne kadar büyük bir felaketle karşı karşıya olduğumuza işaret ediyor. Ama anne babalar çalışıyorlar. Herkes çocuğun başında bekçi değil.
Eğer, olası zararlarından sakınmak için, bulunan en makul çözüm buysa, bu da çözüm değil. Öğretmenler çocukların internetten ödev yapmalarını sağlarken, o kaynaklara nasıl ulaşacaklarını, bilgisayarı nasıl güvenli kullanacağını öğretmek zorundalar.

Bilim adamları,
çocukların, bilgisayar kullanımı konusunda anne ve babalarından, öğretmenlerinden çok daha ilerde olduğunu, insanların, doğal olarak, kullanımını bilmedikleri şeylerin denetimini sağlayamadığını bildirdi.
Açıkcası ebeveynlerin tüm aile fertlerinin Bilgisayar ve internet konusunda tam donanımlı bilgiyle bilinçlenmediği müddetçe internetin felaketinden kurtulmak mümkün değildir.

internet kullanıcısı kız çocuklarının yüzde 63'ünün sanal ortamda tanımadıkları insanlarla bir araya geldiğini ve diyaloğa geçtiğini görüyoruz.

Şimdide isterseniz birkaç Örnekle işin ciddiyetini daha net görelim..

. Bir uzak doğu ülkesinde 24 saat kesintisiz oyun oynayan bir çocuk, aşırı yorgunluktan, ani spazmla hayatını bilgisayarı başında kaybetti.

. Almanya'da bir kadın, oyun oynamasını engelleyen iki çocuğunu boğarak öldürdü.

. Çin'de bir doktor, acil servisteki hastasına, oyun başından kalkamadığı için zamanında müdahale edemedi ve hasta öldü. Ardından yapılan araştırmada, 'Bilimsel araştırma yapıyordum' dediği, hastanın öldüğü  dakikalarda, doktorun oyun oynadığı tespit edildi.

. Yakın bir zamanda Erzurum’da, bilgisayardan online oyunlarda kazanılan yüksek puanların alınıp-satılma nedeniyle bir çocuğun hunharca katledilmesi..

. Yine yeni Güney Kore deki haber hepimizin tüylerini diken diken etmiştir. Yeni moda internet oyunlarından olan, ‘Sanal Bebek’ çılgınlığı furyası ilk kurbanını verdi. Güney Koreli bir çift bu bebek oyunu çılgınlığına kendilerini okadar kaptırmışlar ki, 6 aylık evlerindeki gerçek bebeklerini aç bırakmışlar. Açlık İhmalden ölen çocuğun gözaltına alınan anne ve baba parmaklıklar altına atılırken bu gerçeğin sanal olmadığını ancak anlayabilmişler.

Bilgisayar oyunlarının karakterleri parayla alınıp, satılabiliyor. Bir bilgisayar mühendisi arkadaşımızın, bir bilgisayar oyununda puanı çok yüksek. Başka bir arkadaşı, ona bu yüzden onun kullanıcı adını ve şifresini almak için, 3-5 bin dolar para teklif etti. Çünkü fazla puan almış. Bu teklifi eden kişi, o puanla oyuna devam etmek istiyor. Olayın ulaştığı boyutu düşünün.
Örneğin çocuklar internet kafelerde oyun oynayabilmek için, sokaklarda dilendirildiklerini duyuyoruz..

. Her geçengün  internet oyunları yüzünden kaybolan çocukların haberleriyle dolup taşıyor gazateler...

Sanal dostluk kavramı ortaya çıkmıştır..
Sanal kişilikler o kadar ön plana geçti ki Avrupa'da binlerce insan sanal dünyada kullandıkları isimleri kullanmak için, mahkemeye başvuruyorlar. Çünkü sanal dünyada çok sayıda dost ediniyorlar. Sanal kimlikler gerçek kimliklerin önüne geçmeye başladı. Bağımlılık, 'onsuz olamamak' demektir. Bunu aşkta da günlük ihtiyaçlar itibariyle de tarif edebilirsiniz. 

Eve girer girmez, üstümüzü değiştirirken zaman kazanmak için, bilgisayarın düğmesine basıp ondan sonra üstümüzü değiştiriyoruz. 20 sene önce olmayan bir şey bizi bu kadar etkisi altına aldıysa burada sorun vardır.
İnsanlar kendi ‘özel’ lerini ortaya saçması, bindiği dalı kesmek gibi bir ortamda olduğunun bilinçsizliği yapılıyor..

Dayınız derdiniz olabilir.
Facebook yada Tweeter sosyal paylaşım ağındaki sayfana dayının fotoğrafını koymuşsun, altına da adını soyadını yazmışsın. İnternet ve telefon bankacılığında en kritik soru 'annenizin kızlık soyadı nedir?'. Annenin kızlık soyadı dayının soyadıdır. Gençlerimiz, tanımadıkları birçok kişiyi sosyal paylaşım sayfalarına ekliyorlar. İnsanlar bunlara dikkat etmiyorlar. Doğum tarihlerimizi, her bilgimizi paylaşıyoruz. Örneğin tatile çıkarken, sayfamıza '15 gün tatildeyim' yazıyoruz. Kendimizi risk altına atıyoruz. Hırsızlar bile insanların evde olup olmadığını internetten takip etmeye başladı.

Genç kızların, tanımadıkları insanlarla kameradan görüşürken, kayıt altına alındıklarının farkına varamadıklarını kaydeden
İnternette tanıştığı çocuğa güvenen kızlarımız, çok samimi diyaloglar kurdukları için, sakıncalı görüntüler ortaya geçiyor. Ardından kötü niyetli kişiler, bu görüntüleri internette yayma karşılığında, kızlara onlarla beraber olmayı teklif ediyorlar. Bu son zamanlarda çok yaygınlaştı. Böyle bir durumla karşılaşıldığında, ailenize ve güvenlik birimlerine mutlaka haber verin. Sizden izin almadan sizi kaydeden bir insanın sözüne güvenilmez. Sizi daha büyük felaketlere sürükleyebilir'' dedi.
Bu tür bir olayın her genç kızın başına gelebileceğini, maalesef genç kızların büyük bir kısmının bu tuzağa düştüğünü kaydeden ailelerin böyle bir olay karşısında çocuklarına sahip çıkması ve güvenlik güçleriyle birlikte hareket edilmelidir.

Yaptığımız her işlemde bir elektronik iz bırakıyoruz. Yaptığımız her iş kayıt altında.
Arama motorlarına yazdığınız her kelime yada internet formlarına girdiğiniz adres ve e mail türü bilgiler silinmemektedir. Buda sizin güvenliğiniz açısından risk taşımaktadır. kelimelerden  

Çözüm ne diye düşündüğümüzde, ne kadar büyük bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu bilmek yeterli..

Zire bu  korku bizim bilinçlenmemizin önünü açacaktır. Bilinçlenen bir bireyin oyunu kurallarına göre oynaması halinde ise çözüm kendiliğinden gelecektir.

interneti kullanırken dolandırıcıların mağduru olmamak için emniyet yetkilileri de şu önerilerde bulunuyor:
“Özellikle üyelik gerektiren internet sitelerine kayıt olunurken, istenilen bilgileri vermekte temkinli olunmalı.
Eğlence sitelerine üyelik için detaylı kimlik bilgilerinin istenmesi veya sözleşmede ücrete dair bir açıklama olmamasına rağmen kredi kartı bilgileri istenilmesinin şüphe uyandırıcı bir durum olduğu unutulmamalı.
Üyelik işlemleri için kişisel bilgileri talep eden sitelerin güvenliğinden emin olunmalı.
Site tarafından sunulan hizmet ile üyelik aktivasyonu için talep edilen bilgiler arasındaki oran, sürekli şüpheci bir tarzda sorgulanmalı.
İnternet dolandırıcılığı mağduru olan kişiler, en yakın Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmalı. Yasal işlemleri başlatmasının hem mağduriyetin giderilmesi; hem de başka kişilerin mağdur olmasının engellenmesi açısından öneminin de büyük olduğu unutulmamalı.”... 2009 Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

. Yazarın Diğer Makalelerineokumak için tıklayınız.
Bu site hiç bir şekilde ticari kazanç sağlamamaktadır.