İSTANBUL İ
S
T
N
B
L
 
ANA SAYFA Yazarlar SAĞLIK | SPOR | İNSAN KAYNAKLARI |
ARŞİV
|
Galeri Oyun Video
Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

M A K A L E

Evlenmenin Yaşı mı Olurmuş, Demeyiin!

Her yaşın bir aklı olur, tıpkı aklın tecrübeye ihtiyacı olduğu gibi...

Bana göre, evlenmenin sırrı, doğru zamanda doğru insanla evlenmektir.
Evlenmeden önce bu yazıyı okuyan gençlerimiz, bir ömür boyu mutlu ve huzurlu kalmanın sırrına vakıf olacaklar gibi...
Evlilik uzmanı değilim ama mutlu bir aile bireyi olarak, hayat tecrübemin bana sağladığı tasavvurun, Genoliji ve Sosyoloji gibi bilim uzmanlarının görüşleriyle üst üste örtüştüğünü gördüm. Hatta son yapılan araştırmalar da bu doğrultuda.

Evlilikte ilk bilinmesi gereken; “bir insanın ömür boyu bahtlığı veya bedbahtlığı seçeceği eşine bağlıdır,”  bu ister kadın olsun ister erkek…
İkinci olarak bilinmesi gereken;  evlenmenin zamanının doğru seçilmesidir. Buna “evlenme yaşı”  da diyebiliriz.

Evlenmenin zamanı mı olur mu? diye soranlar bana göre mutsuz çiftlerdir ya da evlenip ayrılmış insanlardır. Çünkü evliliğe dair istatistikler ortada…
Bu bakımdan, evet evlenecek gençlerin son kararlarını vermeden önce bu soruyu kendilerine mutlaka sorarak en uygun evlenme yaşını beklemeleri, bir ömür boyu mutluluklarının temel harcı olacaktır.

Nasıl ki sağlam atılan bir temel üzerindeki bina da aynı kalitede yükseliyorsa, kutsal aile müessesi de uygun zamanda atılan adım sayesinde huzurlu, güçlü bir aile kurulmuş olur.
Uygun zamanda yapılacak evlilik sayesinde uzun vadeli mükemmel bir aile saadeti sağlanacaktır, korkmayın gerisi teferruat, evliliğin tuzu, biberidir.

Konunun ilgili uzmanları tarafından, 2011 yılında yapılan araştırmalara göre; Avrupa’da evlenme yaş ortalaması 30 iken, Türkiye’de  22’dir.
Yani, gelişmiş ülkelerde insanlar 30 ile 33 yaş arasında evlenirken, ülkemizde evlenme yaşı 18 ile 20 yaş arası. Hatta bu yaş sınırı ülkemizde 2000 yılından sonra 18’in altında indiği de görülmüştür.

Yapılan bu istatistiklere bakılırsa; Avrupa’nın “geç yaş” ta, Ülkemizin ise “genç yaşta” evlenme “yaşı” neyi ifade ediyor?
Bir cümle ile bunun yanıtı; Avrupa’da evlilikler daha huzurlu ve uzun süreli devam ederken, bizde geçimsizlikler yüzünden gittikçe boşanmaların çoğaldığı  bir grafik görüyoruz güçlü din, örf ve adetlerimize rağmen!
Bu Batı'yı övgü değildir!.. Bizim kökümüz sağlam çok şükür ama son zamanlarda ters giden bir şeyler var!..

Şimdi Avrupa ile Türkiye arasındaki” farkı” biraz irdeleyelim:

Bizde daha çocukluktan yeni kurtulmuş 18 yaşındaki gençler aşk tutkusuyla hemen evlenip ardından da şu olumsuzluklar peş peşe geliyor:
Daha eğitimini tamamlanmış (yüksek okul), uygun işe yerleşmemiş (ekonomik özgürlük), askerliğini yapmamış (hani askerliğini yapmayanı adamdan saymazlar ya!)... gibi daha birçok hayatın temel taşlarını ikmal etmeden evlenen çiftler, çok ciddi bir yükün altına girmiş olmanın bilincinde olmayabilirler erken yaşta evlenen çiftler.
Sonra:
Evliliğin birkaç senelik cicim ayları bitince, eğer sevgi bağı güçlü değilse, kuru sevgi karın doyurmadığı için, ilk sıkıntı maddiyatsızlıktan eşler arasındaki didişme başlar. Ardı ardına dizilen çocukların yükünden ezildikçe ezilen kadın feryadı figan eder! Sonucu tahmin edersiniz herhalde …
Her şeye rağmen, tabiî ki bizim geleneksel güçlü aile bağımız, manevi gücümüz  Avrupa’nın üstündedir hala, ama şimdilik!

Siz sanıyor musunuz ki, sizin, ebeveyninizin önünde diz kırıp oturduğunuz gibi çocuklarınız da oturacak(!)…
Ve de sizin sabrınızı onlarda gösterecek…

Bir karşılaştırın bakalım çocuklarınızı kendi çocukluğunuzla!
Gelecekteki aile yapımız hakkında daha bilinçli bir strateji izlemezsek durum hiçte iç açıcı gözükmüyor  ülkemiz açısından.

Bizde böyle, peki, ya Avrupa’da nasıl işliyor bu aile müessesesi dersiniz:


Avrupa ülkelerinin Anayasalarında yazılı bir kural olmadığı halde Avrupa insanı evlenme yaşı olarak 30 ile 33 yaş arasını tercih etmektedir. Uzmanlar bunun, “toplumsal aile bilincinden” kaynaklandığını söyleyerek gerekçesini de şöyle açıklıyorlar:
30 yaşına gelen kadın-erkek;
-  Eğitimini tamamlamış,
-  İşini bulmuş,
-  Ekonomik özgürlüğünü kazanmış,
-  Bedenen gelişmiş,
-  Ruhen olgunluğa erişmiş,
-  Eş seçiminde daha seçici,
-  Evini almış,
...
Halde evlenip hayata sıkıntısız bir adımla başlar.

Tüm bunları halletmiş bir aile;
Birkaç sene sonra, maddi sorunu olmayan bir ailede, bedenen kuvvetli anne-babadan daha gürbüz bir çocuk dünyaya geliyor. Beslenmesinden büyütülmesi, eğitiminden iş bulmasına kadar sorunsuz bir aile ortamında büyüyor ve gelişiyor.
Dolayısıyla, huzurlu ailelerin mutlu bireylerinden oluşan ülke nasıl gelişmiş olmasın.

Gelişmiş bir ülkenin oturmuş sisteminde huzurlu ve mutlu yaşam daha kolaydır, öyle ki; çocuğunuz bu ülkede daha doğar doğmaz devlet garantisindedir ve erken yaştaki yetenek tespitleri doğrultusunda eğitimine yönlendirilir. Dolayısıyla aile  gelecek kaygısı taşımaz.

Eh… zaten bütün mesele, insanın gelecek kaygısı taşımadan huzurlu bir yaşam sürmesi değil midir?

“Erken evlen, erken döl al,” diyen atalarımızın bu sözünü çocuk denecek yaşta evlenin diye değil, bekar kalma diye söylemişlerdir, anlayış farkı…

Birkez daha hatırlatalım özellikle dini açıdan bu işe bakanlara: Bu yazdıklarım Avrupa’yı övgü değil kendi aile yapımızın geleceğinin tehlike tüneline girdiğini görmemizdendir. Hadi onlar 30-33 yaşı baz almışla, bizde bu yaş sınırı 25-28 arası olsun bari, Tehlikeyi görün lütfen... Mehmet Emin Ballı Araştırmacı Yazar

. Yazarın Diğer Makalelerineokumak için tıklayınız.
Bu site hiç bir şekilde ticari kazanç sağlamamaktadır.